Akaryakıttan
alınan ÖTV’ye dur demenin vakti gelmiştir!
Ana Sayfa Neden? Eylemler Düşünceleriniz Biz Kimiz?
Neden eyleme ihtiyaç duyuyoruz?
Çünkü... 3 Haziran Salı..
http://www.ntvmsnbc.com/news/448686.asp
ANKARA - Ankara’da motorinin litre fiyatı Shell-Turcas’da 3,21
YTL’den 3,15 YTL’ye, İstanbul’un Anadolu ve Avrupa yakasında 3,18 YTL’den 3,12
YTL’ye ve İzmir’de 3,17 YTL’den 3,11 YTL’ye indirildi.
İstenirse, bir şeyler olabiliyormuş sanki?.....
Ana sayfada gördüğünüz üzere Türkiye
dünyanın en pahalı yakıtını kullanan ülkesidir. Bunun başlıca sebebi bizim
petrolü daha pahalıya satın alıyor olmamız değildir tabii ki. Akaryakıtın
rafineri çıkış fiyatının üzerinden fahiş vergiler alınmasıdır.
95 Oktan kurşunsuz benzinin litresi
3.15TL iken, fiyatlar ve vergiler kabaca şu şekilde idi.
Tüketici Alış Fiyatı: 3,15 TL
ÖTV Dahil, KDV Hariç Fiyat: 2,67 TL
Alınan ÖTV Tutarı: 1,48 TL
Yakıtın Asıl Fiyatı: 1,2 TL
Görüldüğü üzere kısa bir süre önce hayatımıza
sokulan Özel Tüketim Vergisi, akaryakıt pompa fiyatının büyük bir kısmını
oluşturmaktadır. %200 vergilendirme, hiç bir ülkede hiç bir ürün için mevcut
değildir.
Azalan petrol kaynaklarının daha
bilinçli şekilde kullanılması, böyle bir vergilendirmenin sebebi asla olamaz.
İnsanları bilinçli akaryakıt kullanımına teşvik etmenin çok daha mantıklı ve
insancıl yolları vardır.
Altyapı çalışmalarının tamamlanarak
toplu taşıma hizmetlerinin geliştirilmesi gibi mesela. Ancak Dünya’nın en
kalabalık şehirlerinden biri olan İstanbul’da şiddetle yer altı toplu
taşımacılığından uzak durulmakta, metrobüs gibi sadece bir hatta insanların
rahat ulaşım sağlamasını sağlayan, geçtiği bölgedeki trafiği felç eden ve
direkt olarak bu bülgede trafik nedeniyle akaryakıt tüketimini artıran çağ dışı
yöntemler uygulanmaktadır.
İnsanların bilinçli petrol tüketmeleri
için hibrit araçlar teşvik edilmelidir, bu araçlardan alınan vergiler
azaltılmalıdır. Ülkemizde ithal otomobillerin ülkeye giriş fiyatı kadar vergisi
vardır, yani bu otomobilleri teşvik amacıyla satış fiyatlarındaki vergiyi
azaltmak, gerçekçi ve uygulanabilir bir düşüncedir.
Akaryakıt yaşamımızın her noktasında
öyle veya böyle yerini edinmiştir. Akaryakıt fiyatlarının yüksek olması, tüm
yaşantımızın daha pahalı hale gelmesine sebep olmaktadır ve bunun sebebi de bir
karşılığı olmayan fahiş vergilerdir. Hükümetler ise inatla bu vergi kaleminde
ısrar edip, doğru düzgün gelir vergisi toplayamamalarından kaynaklanan açığı,
akaryakıt gibi zorunlu bir kalem üzerinde fahiş vergiler uygulayarak
kapatmaktadırlar.
Peki neden bu yanlışı düzeltmek için
tek çıkar yolu bir eylem yapmakta görüyoruz?
Türkiye tarihinin en organize halk
hareketi “Karanlığa Bir Ses Ver” kampanyası olmuştur. Günlerce bir çok kesimden
insanın katıldığı bu eylem basın organları tarafından da desteklendiği halde,
neticede “çanak çalmak”tan öteye gidememiştir, zira kimseye bir yaptırım
uygulayacak bir zorluk çıkartmamıştır.
Akaryakıt fiyatlarını protesto etmek
için sayfalarca yazılar yazılabilir, meydanlarda toplanılabilir.. Ancak bu tip
eylemlerin hiç biri, bu işin sorumlularını bir harekette bulunmaya
zorlamayacaktır.
Akaryakıt alımını azaltmak, hem kendi
bütçelerimize yardımcı olacak, hem de bu vergi kaleminin zayıflaması nedeniyle
yetkililerin dikkatini çekecektir. Klasik bir arz-talep ilişkisi doğrultusunda,
“sürümden kazanma” mantığı ile vergilerin düşürülmesi için tek geçerli hareket
bu eylem olacaktır.
Bu nedenle, yapılması gereken, sadece bir
gün değil, belirli aralıklarla tekrarlanan bir akaryakıt alımı durdurma
eylemidir. Bu eylemler geçmişte yaşandığı üzere bir önceki günden fazla
akaryakıt alınarak değil, o günler arasında asla akaryakıt almadan ve mümkün
olduğunca araç kullanmadan gerçekleştirilmelidir.
Bunun sonucunda yetersiz olan toplu
taşıma araçlarında zorluklar çekeceğiz. Ancak namuslular cesaretli olmadıkça,
kimse elini taşın altına koymadıkça da bir sonuç beklenmemelidir.